Sivas Tanıtım
Sivas'a farkli dönemlerde hakim olan devletler, sehre kendilerine özgü degisik isimler vermislerdir. Bunlar; Sebaste, Sipas, Megalopolis, Kabira, Diaspolis (Tanri Sehri), Talaurs, Danisment Ili, Eyalet-i Rum, Eyalet-i Sivas ve Sivas isimleridir.

 
Bu gün kullanilan Sivas isminin kaynagi hakkinda ise farkli görüsler bulunmaktadir. Bunlarin içinden 'Sebaste' Sebasteia eski yunancada (Augustus Sehri) ismi, Pontus krali Polemon'un hanimi Pitodoris tarafindan verilmistir. Romalilar, Pont Kralligini egemenlikleri altina aldiklari zaman sehrin yönetimini Pont Kralligi'nda birakmislardi. Pont Kralinin hanimi ise, Roma Krali Augustus'un sevgisini kazanmak ve ona bir sükran ve sadakat ifadesi olmak üzere Yunanca'da Ogüst sehri anlamina gelen 'Sebaste' adini verdigi sanilmaktadir. Sebaste'nin zamanla 'Sivas'a dönüstügü ileri sürülmektedir.


Yine diger bir görüs de, bugün 'Sivas' olarak kullanilan ismin 'Sipas'tan geldigidir. Sehrin ilk kuruldugu dönemlerde, bugünkü sehrin merkezinin bulundugu yerde büyük çinar agaçlarinin altinda üç adet su gözesi (Kaynagi) bulunmaktadir. Bu gözelerden bir tanesi 'Allah'a Sükür'ü ikincisi 'ana ve babaya saygi'yi, üçüncüsü de 'Küçüklere sevgi'yi temsil eder. Bu bölgede yasayan insanlar, zamanla bu özelliklerini koruyamayip yitirince, bu üç göze de kurur. Sehrin isminin de 'üç göze' anlamina gelen 'Sipas'tan kaynaklandigi ve zamanla bugün kullandigimiz 'Sivas'a dönüstügü ileri sürülmektedir.

 
Yazili Tarih Öncesi: 1927' den bu yana süregelen kazi ve arastirmalarda saptanan bulgular, Sivas'ta Neolitik Dönem'den baslayarak yerlesildigi yolundaki savlari güçlendirici niteliktedir. Bölgede Kalkolitik Dönem (M.Ö. 5000-3000) ve ilk Tunç Çag (M.Ö. 3000-2000) yerlesmelerinin varligi ise, bu dönemlerden kalma çanak-çömlek, ev ve kent kalintilariyla kesin olarak saptanmistir. Maltepe Höyügü kazilari, yörede ilk yerlesmenin M.Ö. 2600'lerde baslayip M.Ö. 2000'lere kadar kesintisiz sürdügünü göstermektedir.

 
Yazili Tarih: Sivas'in eski bir yerlesim yeri olmasina ragmen ne zaman ve kimler tarafindan kurulduguna dair kesin bilgiler mevcut degildir. Bugün sehir merkezi ilçe ve köylerinde yapilan çesitli Arkeolojik kazi ve arastirmalarda edinilen bilgiler bulunan höyük ve eski sehir harabeleri, Sivas'taki yerlesimin tarihin ilk dönemlerinden itibaren basladigini göstermektedir. Bu dönemlere ait, yeterli aydinlatici arastirmalar yapilmamis oldugundan Sivas'in tarihini, Anadolu'nun büyük bir bölümünü kapsayan Kapadokya tarihi içerisinde incelemek zorunlulugu ortaya çikmaktadir.

 
Bu bakimdan Kapadokya tarihine baktigimizda Sivas'in M.Ö. 2000 yillarina kadar uzanan bir geçmise sahip oldugunu, yerlesim merkezi olarak kullanildigini ve eti hakimiyetinin sinirlari içerisinde kaldigini görmekteyiz. Etiler döneminde yapilan çesitli savaslar, Sivas ve çevresinde meydana gelmis, Sivas da bu savaslardan etkilenerek yakilmis ve yikilmistir. Asur hükümdari Sargon, M.Ö. 710 yilinda Anadolu içlerine yaptigi bir akinda Sivas içlerine kadar gelmistir. Yine M.Ö. 676 yillarinda Kafkasya'dan Iskitler, Iran'dan Medler Anadolu içlerine kadar uzandilar. Kapadokya bölgesinde Asurlar'a karsi direnecek güç kalmayinca Medler ve Lidyalilar, M.Ö. 585 tarihinde Kizilirmak sinir olarak kalmak üzere bir anlasma yaptilar. Böylece Kizilirmak'in dogu yakasi yani Sivas ve çevresi Medler'e kaldi. Medler'in bölgedeki hakimiyeti fazla sürmedi. Persler M.Ö. 550 yilinda Med egemenligine son vererek Sivas'i ele geçirdiler. Diger önemli bir akin da Makedonya Krali Büyük Iskender'in M.Ö. Anadolu'ya yaptigi akinlardir. Büyük Iskender ilk olarak M.Ö. 334'de ikinci olarak da iki yil sonra M.Ö. 332 'de iki kez Anadolu içlerine akin düzenlemis, her ikisinde de Sivas'ta hakimiyetini sürdüren Perslerin yönetimine son vermistir. Geçtigi yerlerde durmayip, Makedonya subaylarindan komutanlar biraktigi için, Sivas da bir müddet Makedonyali subaylardan Sabistes'in yönetiminde kalmistir. Sabistes kendi zevk ve sefasina daldigindan askerlerinin sehri yagmalamasina ve yikmasina aldiris etmemistir. Bu duruma dayanamayan halk ayaklanmis, tekrar Pers Krali I. Ariaretes'in egemenligine girmeyi kabul etmislerdir. Sonunda Roma Krali Tiperius M.S. 17'de Sivas ve çevresini ele geçirmistir. Böylece Sivas, Roma Imparatorlugu egemenligine girmis ve 'Eyalet-i Rum' olmustur.

 
M.S. (17- 395) yillarinda çesitli istilalarla karsilasan Sivas, bu dönemde daha çok Roma egemenliginde kaldiktan sonra, M.S. 395'te Dogu Roma (Bizans) Imparatorluguna ayrilan topraklar içinde yer aldi. Bu dönemde de uzun süre Sasanli akinlarindan etkilenmis, X.yy' dan sonra da merkezi yönetimin güçlendirilmesi amaciyla kurulan Sebasteia (Sivas) Themasi'na baglanmistir.

 
1059'da Anadolu'ya giren Türkmen güçleri ve 1064'te Alp Arslan'in önünden kaçan Selçuklu Sehzadesi Elbasan Sivas yöresinde kisa süreli etkinlik sagladilarsa da, Bölgenin Türk egemenligine girmesi ancak 1071' den sonra gerçeklesti. Kisa bir süre Selçuklu etkinliginde kalan Sivas'ta 1075'te Danismentli Beyligi kuruldu. 1143'den sonra Danismentliler arasinda bas gösteren taht kavgalari bu beyligin gücünü kirinca, Anadolu Selçuklulari'ni yeniden birlestiren I. Mesud, 1152'de Sivas'i eline geçirdi. Anadolu Selçuklulari ile Danismentliler arasinda sürekli el degistiren Sivas, 1175'te II. Kiliç Arslan'ca kesin olarak Selçuklulara baglandi.

 
II. Kiliç Arslan'in 1186'da ülkeyi 11 oglu arasinda paylastirmasiyla baslayan taht kavgalari, I. Alaeddin Keykubad'in 1220'de basa geçmesine degin sürdü. Bu dönemde Anadolu'yu tehdit etmeye baslayan Mogollara karsi etkin önlemler alan Keykubad, Sivas'i da surlarla çevirterek korunakli duruma getirdi. Yerine geçen II. Giyaseddin Keyhüsrev'in kötü yönetimi sirasinda büyük sikinti çeken Türkmen kökenli halk, 1240'larda ayaklanarak Sivas'i yagmaladi. Selçuklu askerlerinin sivilleri sindirmek için seferber oldugunu gören Mogollar, Anadolu'yu ele geçirmek üzere harekete geçtiler. Giyaseddin Keyhüsrev'i 1243'te Kösedag Savas'inda yenilgiye ugratan Mogol güçleri, Sivas'i isgal ettiler. Selçuklu Sultanlarinin yarattigi karisikliklarin sivil halki tedirgin etmesini gerekçe gösteren Ilhanli yöneticisi Gazan Han o dönemde Selçuklu tahtinda bulunan III. Alaeddin Keykubad'i Isfahan'a çagirarak, 1318'da Anadolu Selçuklu Devletine son verdi.

 
Ilhanlilar'in Anadolu Valiligine atanan Timurtas, 1322'de Sivas'in da içinde bulundugu topraklar üzerinde bagimsizligini ilan etti. Bu durum üzerine Ilhanlilar'in, üzerine ordu gönderecegini ögrenince de Memlük'lere sigindi. Yerine vekil olarak biraktigi Eretna bey, önce Ilhanlilar'in egemenligini kabul ettiyse de Ilhanli yönetiminin taht kavgalari ile zayiflamasindan yararlanip, kendi özerk beyligini kurdu.


Eretna Bey'in ölümünden sonra, oglu Giyaseddin Mehmed'in yasinin küçüklügünden yararlanan vezirleri, ülkeyi aralarinda paylastilar. Bölünerek iyice zayiflayan Eretna Beyligi, 1378'de Kadi Burhaneddin'in vezirlige getirilmesiyle yeniden güçlendi. Kadi Burhaneddin Eretna Beyligi'nde kadilik, vezirlik, ve naiplik görevleri yaparak edindigi devlet yönetimi tecrübesini Eretna Beyligini ele geçirerek uygulamistir. Son Eretna Bey'i Ali Bey'in zevkine düskün olmasindan yararlanarak, kendine muhalif olan kisileri birer birer ortadan kaldirmis, 1388 yilinda Ali Bey'in ölümü üzerine Sivas'ta bagimsizligini ilan etmistir. Kendi adiyla anilan Kadi Burhaneddin Devletini kurmustur. Memluk akinlarina basariyla karsi koyan Kadi Burhaneddin, Timur tehlikesine karsi Osmanli ve Memlukler'in destegini saglamaya çalisirken, Akkoyunlu Osman Bey'e yenilerek, 1398'de öldürüldü.


Kadi Burhaneddin'in ölümüyle bir iktidar boslugu olusan Sivas'ta kentin ileri gelenlerinin istegiyle Osmanli egemenligi tanindi. 1400'de Anadolu'ya giren Timur, az sayida Osmanli askerince savunulan Sivas'i uzun bir kusatmadan sonra alarak, yakip yikti ve geri çekildi. Osmanlilar'in Ankara Savasi'nda Timur'a yenilmesinden sonra (1402), Yildirim Bayezid'in ogullari arasinda taht kavgalari bas gösterdi. 1408'de Sivas'i ele geçiren Çelebi Mehmed, 1413'te ülkede duruma egemen olunca, Sivas Osmanli topraklarina katilmis oldu. 1472'de kisa süreli olarak Akkoyunlular'in eline geçmesi disinda, hep Osmanli egemenliginde kaldi.

 
Osmanli egemenliginde eyalet merkezi haline getirilen Sivas; Amasya, Çorum, Tokat, kismi olarak Malatya ve Kayseri illeri Sivas'a bagli birer sancak olmustur. Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde belirtildigi gibi Sivas zamanin en önemli eyaletlerinden biridir. (40 Ilkokul, 1000 dükkan, 18 Han, 40 kadar çesmesi oldugundan bahsedilir.)
 

Kayıt: 2.11.2015
Güncelleme:3.12.2015
Paylaş
WS05